Ülkelerindeki savaştan önce, her çocuk gibi, tek yapmaları gereken okula gitmek ya da arkadaşlarıyla oyun oynamaktı. Birdenbire hayatları bambaşka bir hal aldı.

 

Ülkelerinden ayrı, başka topraklarda var olmaya çalışan bu çocuklar, çocuk oldukları göz ardı edilerek nefret söylemine maruz kalıyor. “Çocuk Gibi Bak”, bu nefret söylemine karşı geliştirilen bir proje.

Benim adım Robin. 12 yaşındayım…

“Halep’ten geldim. 2015’te geldik buraya. Yalnızca ben, babam ve ağabeyim Türkçe konuşuyoruz. 5 aile aynı evde yaşıyoruz. Halep’ten beraber geldik. Ben çok hatırlamıyorum. Gelirken çok yorulmuştuk. Çok zor geldik. Karanlık yerden geldik. Ses çıkartırsak askerler bizi yakalayacaktı. Ağabeyim annemle beraber çalışıyor. Pantolon dikip satıyorlar. Babam sakat, buraya gelirken araba çarptı.

Taşındığımızda benim tek odam olacak, annem bir tane yatak alacak. Odamda bir sürü kitabım olacak çünkü kitapları çok seviyorum. Odam olduğu zaman bir duvarının pembiş olmasını istiyorum. Hepsini kalple dolduracağım. Fotoğraflarım olacak. Doğum günümde herkese diyorum ki “Bana oyuncak getirmeyin. Çünkü ben artık büyüdüm. Bana sadece hikaye getirin”.

ETKİNLİKLERİMİZ